Hayal Kurmayı Bırakmayın

Hayal kurmak belki de insanlık tarihinin en eski ve en değerli becerilerinden biridir. İnsanlar önce hayalini kurdu, sonra yaptı. Mesela uçağı ilk bulan Wright kardeşleri düşünün. Onlar da ilk önce hayal ettiler. Gökyüzünde bir kuş gibi salınmayı düşündüler belki de hayallerinde, sonra bunu projeye döktüler, araştırdılar, geliştirler ve sonuçta prototipini yaptılar. Ellerine somut olarak aldılar hayallerini. Nasıl ki siz şimdi şu veya bu üniversiteye girmeyi hayal ediyorsanız, sınava girdiğinizde sizler de bunu projeye çevirmiş olacaksınız. İşin en güzel yanı da sonuç kısmı olacak. Üniversiteyi bitirip elinize diplomayı aldığınızda da sizde hayalinizin prototipini elinize almış olacaksınız. Tabii bu demek olmuyor ki hemen uçacaksınız. Asıl macera ondan sonra başlıyor.

Bir çok kez hayaIIer başIangıçta imkansız görünür, daha sonra oIası ve yeterince istekIi oIunursa, sonunda kaçınıImaz oIurIar.

Chiristopher Reeve

Hayal kurmak yapmanın yarısıdır derler. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmeden önce orayı Osmanlı topraklarına dahil etmenin hayalini kurdu. Edison ampülü icat edemediği her seferinde, onu bulduğunun hayalini kurdu. Eğer o hayal ile yaşamasaydı sizce 1000 kez dener miydi? Düşünsenize 999 kez deniyorsunuz ve başaramıyorsunuz. Fakat sonucunda başaracağınıza olan inancınız sayesinde yılmadan devam ediyorsunuz ve sonuç tam da düşündüğünüz gibi.

Tebrikler Başardınız

Ne güzel bu kelimeyi duymak değil mi? Başardınız. İşte tam o sırada bütün teriniz kuruyor ve yerini bir ferahlığa bırakıyor. Artık sizin için belki de yük olmaya başlayan umutsuzluk, stres ve kaygıdan uzaklaşıp onları bir daha görmeyeceğiniz bir yere kaldırıyorsunuz. Çünkü siz inanınca başarmayı öğrenmiş olacaksınız bu yolun sonunda. Aslında bu sınava hazırlık süreci sizin bir tek üniversiteyi kazandığınız bir zaman olmayacak. Aynı zamanda sizin bir şeyi gerçekten istediğinizde nasıl başarmanız gerektiğini de öğrenmiş olacaksınız. Böylece ilerideki zamanlarda diğer hedefleriniz için neler yapmanız gerektiğini biliyor olacaksınız. O yüzden bu değerli zamanınızın ve yaşınızın değerini bilin.

Biz Matedor Akademi olarak sizlerin hayallerine ortak olmak ve onları gerçekleştirebilmenize destek oluyoruz. Sizlerden aldığımız bu güç ile büyüyerek ilerliyoruz.

Başlayalım mı?

Neye başlıyoruz demeyin. Çünkü bir önceki yazımızda bahsettiğimiz fırsatları, 1 ocak itibari ile uygulamaya soktuğunuzu düşünüyorum. Sırada yeni bir program yapmak var.

Hevesle beklediğimiz, her yerde günlerdir sözü geçen meşhur 2020 yılı geldi. Tamamdır artık; stresi, kaygıyı, umutsuzluğu bir kenara atıyoruz. Önceki yazıda bahsettiğim yeni kalemini aldın mı? Almadıysan bu yazıyı okur okumaz hemen gidip en yakın kırtasiyeden yeni bir kalem al kendine. Çok soru çözeceğine ve verimli kullanacağına dair verdiğin sözü hatırlayarak.

Hayatın sana verdiği bir hediye olan yeni yıl ile ilgili, yapacağın ilk şey program yapmak olsun mu? Hani şu senin dahi uyamayacağını bildiğin sıkıcı programlardan bahsetmiyorum tabii ki. Yeni kalemini ilk defa buna kullanmaya ne dersin. Bir de beyaz bir sayfaya ihtiyacın olacak galiba. Hatta sana bu konuda daha çok yardım etmek isterim. Dilersen aşağıda daha iyi bir program hazırlamakla ilgili yer alan önerileri dikkate alarak, kendin bir program hazırlamayı dene. Dilersen de sağdaki whatsapp butonundan ya da iletişim formu üzerinden bize ulaşarak, sana bir kaç program örneği göndermemizi isteyebilirsin.

‘’Unutma, bir şeyin yapılamaz olduğunu düşünerek uyursan, başkasının o şeyi yaparken çıkardığı gürültüyle uyanırsın’’.

Konfüçyüs

Peki gelelim, verimli bir program nasıl hazırlanır?

  • Her şeyden önce uyku zamanını düzene sokmalısın. Düzenli bir uyku, açık bir zihin ve bu da daha verimli bir gün demektir.
  • Ders çalışırken telefonunu uzak bir yere, mümkünse odanın dışına koymakta fayda var. Araştırmalar da gösteriyor ki telefonun senden ne kadar uzakta bulunuyorsa dikkatin de o derece artıyor. Çünkü elinin ulaşabileceği bir mesafede olması dikkatini sürekli o yöne çekecektir.
  • Programı hazırlamadan önce kendini bir hafta gözlemle. En çok, en verimli ders çalıştığın saatleri ve en çok dinlenmeye ihtiyaç duyduğun saatleri belirle. Veriminin en yüksek olduğu saatler o günkü psikolojik ve fiziki şartlarına bağlı olarak değişebilir, fakat amacımız ortalama bir süre belirlemek.
  • Kendini eksik hissettiğin, zorlandığın derslerle, iyi olduğun dersleri tespit et.
  • Zorlandığın ve eksik hissettiğin derslere daha çok ağırlık ver. Tabii ki ağırlığını verirken o dersin sınavda etki edeceği yüzde etkisini de dikkate al.
  • Dinlenmeye ihtiyaç duyduğun zamanları bir tek dinlenerek değil, zevk duyduğun uğraşlar için de ayırabilirsin.
  • Ders çalışamayacağın özel günler, doğum günü, bayram tatili vb. bugünlerdeki yapamadığın çalışmaları en kısa sürede gidermeye çalış.
  • Ders çalışma sürelerini mümkün olduğunca günün aynı saatlerine yerleştirmeye çalış. Bu sayede çalışmak senin için bir rutin haline gelir ve dikkatini daha kolay toplamanı sağlayacaktır.
  • Yemek yedikten hemen sonra derse başlama. Bu, öğrenmedeki verimliliğini düşürür. Yemekten 15-20 dakika sonra çalışmaya başla.
  • Çalışman 20 dakikadan kısa olmasın, 40 dakikadan da uzun olmasın ama konun bitip bitmemesine göre esnek davranabilirsin.
  • Konuya çalıştıktan sonra hangi ders olursa olsun  konunun sorusunu mutlaka çöz. Soru çözmeyi aksatma, asıl başarıyı soru çözmek getirir. Çözdüğün sorularda takıldığın yerleri mutlaka Matedor Akademi gibi tecrübeli hocalara danışarak öğrenmelisin.
  • Uykudan hemen önce öğrenilen şeylerin akılda kalması daha yüksektir. Yatmadan önce, gün içinde çalıştığın konularla ilgili genel bir tekrar yap.
  • Hafta sonları da, önceki günlerde çalıştığın konularla ilgili tekrar yap. Bu tekrar test çözmek, konuyu tekrar çalışmak olabilir. Bu sayede bilgi taze kalır.
  • Çalışma saatlerini belirtirken “17.45 – 18.45” gibi saat aralıkları yerine “akşam yemeğinden önce”, “okuldan geldikten sonra” gibi ifadeler kullan, uymak daha kolay olur.
  • Son olarak da bu programı hazırlayış amacını tamamen kendi iyiliğin için olacağını ve buna uyduğun takdirde yine kazananın sen olacağını unutma.

Başaramayacağına inandığın sürece, başaranların gerisinde olursun. Tüm olumsuzlukları bir önceki yılda bırakarak, yeni bir sayfa açtığımız bu 1 ocak gününde, sen de eline kalemini al ve o istediğin hayatı çiz. Başlayalım mı o zaman?

Yeni Bir Yıl Yeni Bir Fırsat Demek

Aralık ayının son demlerini yaşarken, yeni bir yılın bitmesi ile oluşan sınav stresinin de artması aslında çoğu öğrencinin de yaşayabileceği olağan bir durumdur. Peki olaya bir de farklı bir açıdan bakmaya ne dersiniz?

   Araştırmalara göre; stresin temelde 2 ana seviyesi vardır.

1. Seviye stres

Gelişmemiz, ilerlememiz için gerekli ve motive eden bir yapıda olsa da, diğer seviyedeki streslerin bizlere zarar verdiğini, uzun süreli strese maruz kaldığımızda ise, beynimizin zarar gördüğü, bilim insanları tarafından tespit edilmektedir.

2. Seviye stres

Biz insanların sağlıklı düşünmesini engelleyecek bir şekle dönüşmeye başlar. Seviye yükseldikçe mantıklı düşünemediğimiz gibi, bildiklerimizi hatırlamamız zorlaşmaktadır.

Buna hepimizin başına gelmiş olan bir örneği verebiliriz. Sınav stresinden yanlış cevap verdiğimiz sorunun, doğru cevabını, daha salondan çıkar çıkmaz, arkadaşlarımız ile konuşurken hatırlarız. Buradaki etken, sınav stresinin, hatırlamayı zorlaştırmasındadır.

    Klişeleşmiş, ‘yeni bir yıl için yeni bir sayfa açın’ sözlerini ben de tekrar etmek istemiyorum. Sadece üzerinde özellikle durmak istediğim konu; ister günlerden pazartesi olsun, ister yılın başı olsun, siz kendinize yeni bir alışkanlık kazanmak, yeni bir değer yaratmak için bu günleri beklemeyin. Bu konuda ısrarcı olanlara da iyi haberim var. Bir kaç gün içinde yeni bir yıl doğacak. Tertemiz daha üzerine hiç yazılmamış. Yeni bir kalem ve yeni bir defter vericekler elinize 2020 hikayenizi yazmak üzere. Üstelik içine yazacaklarınız, hatta bunu yaparken ki stiliniz dahi size kalmış. 1 Ocak çarşamba günü sizin gününüz olacak. Farkettiniz mi hem de pazartesi değil, haftanın ortası olacak yeni başlangıcın, ama yepyeni bir yıl ile olacak. 

Dünyada değişmesini istediğiniz ilk şey kendiniz olmalıdır.

Mahatma Gandi

     Ne de güzel söylemiş Gandi. Hep duyduğumuz, motivasyon yazılarında da sıkça karşımıza çıkan bir kelime değil midir ‘değişim’. O zaman bu yıl için kendimize katacağımız ilk değer bu olsun mu? Değişim. Çalışma şeklinizi değiştirin, farklı bir yıl da, farklı teknikler ile yol alın. Kaleminizi değiştirin mesela. Kalem ne alaka demeyin, alacağınız o yeni kalem ile yeni yılda çokça soru çözeceğinizi ve hedeflerinizden ayrılmamanız için o kalemin sizi hep doğru şıklara yönlendireceğini düşünün. 

   İster haftanın başı ya da yılın başı totemlerine inanın, isterseniz de başlamak için ‘an’ da olmaya inanın, hepiniz için de başlamak, değişmek ve değiştirmek için harika bir yıl geliyor. Matematik konularındaki eksiklerinizi ise hiç dert etmeyin. Matedor Akademi bu konuda yanınızda.

Hayatınızda 1 ocağın pazartesi gününe denk geleceği günü hiç beklemeyin.

Yeni bir yılda harikalar yaratmanız ümidiyle.